Tekil Mesaj gösterimi
Alt 02-20-2009, 12:01 PM   #1
hüzün_adamı
Yarbay


 
hüzün_adamı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tuna Nehri Kıyısı
Mesajlar: 981
Tecrübe Puanı: 178
hüzün_adamı isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Tarihi Terimler Sözlüğü

Acemi Oğlanı

Osmanlı Devleti zamanında, esirlerden yahut devşirme ile Hıristiyanlardan toplanan çocuklar, meslek itibariyle Türk-İslam unsuruna ve milletine yabancı oldukları için, acemi tabiri kullanılmıştır. Bu acemi neferler, asker ocağına yeni gelmiş, askeri talim ve terbiyeyi henüz öğrenmeye başlamış olanlardır.
Acemi oğlanları, kırk evden bir hesabıyla devşirilirdi. Alınan oğlanların yaşları, 10-20 arasında olurdu. Zeki ve kibar olanları saraya iç oğlanı olarak, kuvvetli olanları da bostancı ocağına alınırlardı. Acemi oğlanı alınan bölgenin halkı, bazı vergilerden muaf tutulurdu.

Savaşlarda esir alınan veya devşirme usulüyle reayadan toplanan bu çocuklar, önce Türkçe ile İslami esaslar öğretilmek üzere 4-5 yıl Anadolu ve Rumeli’deki Türk çiftçi ailelerine verilirlerdi. Çiftçilik yapmayanlar, acemi oğlanı olamazlardı. Çifti çubuğu olan köylüye verilen acemi oğlanlarının yoklamalarını yapmak için, ikisi Rumeli’de ikisi Anadolu’da olmak üzere dört kişi görevlendirilirdi. Bunlara “Kethüda” denilirdi. Kethüdalar, memur oldukları yerlere giderler; oradaki oğlanların, verilen yerde çalışıp çalışmadıklarını kontrol eder ve yıllık vergilerini de bunları hizmetinde kullanan köylüden alırlardı.

Acemi oğlanlar, bulundukları çiftçinin yanındaki hizmetleri bitirdikten sonra İstanbul’a getirilirlerdi. Mensup oldukları yerlere göre Rumeli veya Anadolu Ağası’nın ¤¤¤keresi ile bunlara birer akçe ulufe tayin edilip, yeniçeri yazılırlardı. Ulufeye yazılanlar, Yeniçeri ocağının malı olurdu.
Acemi oğlanları, padişah ve vezirlerin saray hizmetinde, ağa ve yeniçeri katipliklerinde, gemi ve oda hizmetlerinde, inşaat ve nakliye hizmetlerinde de çalıştırılırlardı.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Bu yalan dünyada, kahpelikler arasında yaşamaktansa; kafamıza sıkmıyorsak, ölümden korktuğumuzdan değil:
Sevdiklerimizi üzmekten ve düşmanlarımızı sevindirmekten çekindiğimizdendir...
hüzün_adamı isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla